Alacahöyük'i kim yaptı ?

Anit

New member
Tarih, arkeoloji ve kültürel miras üzerine forum tartışması

# Alacahöyük'ü Kim Yaptı? Anadolu'nun Binlerce Yıllık Geçmişine Eleştirel Bir Bakış

# 1. Alacahöyük'ün Ardındaki İnsanları Gerçekten Tanıyor Muyuz?

Alacahöyük hakkında düşünürken beni en çok etkileyen şey, binlerce yıl önce yaşamış insanların geride bıraktıkları eserlerin bugün hâlâ kim olduğumuzu sorgulamamıza neden olması. Bir arkeolojik alanı ziyaret ettiğimizde genellikle taş duvarlara, mezarlara, kabartmalara ve eski eşyalara bakıyoruz. Ancak bunların arkasında yaşayan insanları, onların gündelik hayatlarını, korkularını, inançlarını ve gelecek beklentilerini ne kadar düşünüyoruz? Bence asıl mesele tam da burada başlıyor.

Alacahöyük'ün kim tarafından yapıldığı sorusu ilk bakışta basit görünebilir. İnsan, karşısında bu kadar etkileyici bir tarihî alan görünce onu tek bir hükümdarın, güçlü bir devletin ya da adı bilinen bir uygarlığın eseri olarak tanımlamak istiyor. Oysa arkeoloji bize çok daha karmaşık bir hikâye anlatıyor. Bir yerleşim binlerce yıl boyunca farklı topluluklara ev sahipliği yapabilir; yapılar yenilenebilir, gelenekler değişebilir ve aynı coğrafyada birbirinden farklı kültürler gelişebilir.

Bu nedenle benim yaklaşımım, Alacahöyük'ü tek bir kişinin veya tek bir uygarlığın yaptığı bir eser olarak değerlendirmek yerine, farklı dönemlerde burada yaşayan toplulukların ortak tarihsel mirası olarak görmek. Elimizdeki arkeolojik kanıtlar da böyle bir yaklaşımı destekliyor.

Peki, Alacahöyük'ü gerçekten kim yaptı? Hititler mi, onlardan önce Anadolu'da yaşayan topluluklar mı, yoksa tarih kitaplarında adını daha az duyduğumuz insanlar mı? Bu soruya doğru cevap verebilmek için önce bildiklerimizle tahmin ettiklerimizi birbirinden ayırmamız gerekiyor.

# 2. Alacahöyük Nerede ve Neden Bu Kadar Önemli?

Alacahoyuk Destination | Farout Turkey

Alacahöyük

5 Key Sites Of The Hittite Empire – World History Foundation

6

Alacahöyük, Türkiye'nin Çorum iline bağlı Alaca ilçesi yakınlarında bulunan önemli bir arkeolojik yerleşimdir. Hititlerin başkenti Hattuşa'ya yakın bir coğrafyada yer alması, bölgenin tarihsel önemini artırır. Ancak Alacahöyük'ün önemi yalnızca Hititlerle olan ilişkisine dayanmaz. Buradaki buluntular, Hititlerden önce Anadolu'da gelişmiş toplumsal örgütlenmelerin, metal işçiliğinin ve mezar geleneklerinin izlerini de ortaya koymaktadır.

Yerleşim, özellikle iki farklı tarihsel evreyle öne çıkar: Erken Tunç Çağı'nda gelişen ve zengin mezar buluntularıyla tanınan yerel kültür ile daha sonraki Hitit dönemine ait mimari ve sanatsal kalıntılar.

Alacahöyük'ün en dikkat çekici yapılarından biri Sfenksli Kapı olarak bilinir. Kapının iki yanında yer alan sfenksler ve taş kabartmalar, Hitit döneminin anıtsal mimari anlayışını yansıtır. Bu yapı, dönemin yalnızca teknik becerilerini değil, aynı zamanda siyasi gücünü ve sembolik dünyasını da anlamamıza yardımcı olur.

Bununla birlikte önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Sfenksli Kapı'nın Hitit dönemine ait olması, Alacahöyük'teki bütün yapıların Hititler tarafından inşa edildiği anlamına gelmez. Yerleşimin tarihi çok daha eskidir.

Bence tartışmalarda yapılan temel hatalardan biri, bir arkeolojik alanın en görkemli dönemini bütün geçmişiyle özdeşleştirmek. Nasıl bugün bir şehrin tarihini yalnızca en ünlü hükümdarının döneminden ibaret sayamıyorsak, Alacahöyük'ü de sadece Hititler üzerinden açıklamamalıyız.

# 3. Alacahöyük'ün İlk Sahipleri Kimlerdi?

Alacahöyük'ün geçmişini anlamak için Hititlerden daha eski dönemlere gitmemiz gerekiyor. Arkeolojik bulgular, höyükte Erken Tunç Çağı'ndan itibaren önemli bir yerleşim ve toplumsal örgütlenme bulunduğunu gösteriyor. Bu dönem kabaca MÖ 3. binyılı kapsar. Ancak belirli bir dönemin başlangıcını ve sonunu kesin yıllarla ifade ederken kullanılan kronolojilerin araştırmalara göre değişebileceğini de unutmamak gerekiyor.

Özellikle Erken Tunç Çağı'na ait mezarlar, Alacahöyük'ün yalnızca sıradan bir köy olmadığını ortaya koyuyor. Burada bulunan metal eserler, mezar armağanları ve farklı işçilik teknikleri, toplumun belirli kesimlerinin önemli kaynaklara erişebildiğini düşündürüyor.

Ünsal Yalçın ve Hatice Gönül Yalçın'ın 2013 yılında Near Eastern Archaeology dergisinde yayımlanan araştırması, Alacahöyük'teki metal insan figürlerini yeniden değerlendiriyor. Araştırmacılar, mezar buluntularının dönemin toplumsal yapısını ve metal işçiliğini anlamak açısından taşıdığı önemi vurguluyor. RCNi Company Limited+1

Burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Bu eserleri üretenler kimlerdi?

Bir mezardan çıkan altın veya tunç nesne, onu kimin yaptığına ilişkin tek başına kesin bir cevap vermez. Eserin yerel bir zanaatkâr tarafından üretilmiş olması, başka bir bölgeden getirilmesi veya farklı topluluklar arasındaki etkileşim sonucunda ortaya çıkması mümkündür. Bunları birbirinden ayırabilmek için malzeme analizleri, üretim izleri, biçim karşılaştırmaları ve buluntuların arkeolojik bağlamı birlikte değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla Alacahöyük'ün ilk sakinlerinin etnik kimliğini bugünkü millet adlarıyla kesin biçimde tanımlamak doğru olmaz. Arkeolojik kültür ile modern milliyet aynı şey değildir. Bir topluluğun belirli bir bölgede yaşadığını ve kendine özgü üretim gelenekleri geliştirdiğini gösterebiliriz; fakat elimizde yeterli kanıt yoksa o topluluğun kendisini hangi adla tanımladığını bilemeyiz.

Bana göre burada yapılması gereken, geçmişi bugünkü kimlik mücadelelerinin malzemesi hâline getirmek yerine, geçmişin kendi koşulları içinde anlaşılmasını sağlamaktır.

# 4. Hititler Alacahöyük'ü Yaptı mı?

Bu sorunun cevabı hem evet hem hayırdır; çünkü hangi yapıyı ve hangi dönemi kastettiğimiz önemlidir.

Hititler, MÖ 2. binyılda Orta Anadolu'da güçlü bir siyasi yapı kurmuş ve bölgedeki önemli merkezleri geliştirmiştir. Alacahöyük'te bulunan Sfenksli Kapı ve Hitit dönemine ait mimari kalıntılar, bu uygarlığın yerleşimdeki varlığını açıkça ortaya koyan unsurlardandır.

Ancak Alacahöyük, Hititler tarih sahnesine çıkmadan çok önce de yerleşim görmüştür. Bu nedenle bütün höyüğü Hititlerin sıfırdan inşa ettiğini söylemek tarihsel açıdan yanlıştır.

Daha doğru bir ifade kullanmak gerekirse Alacahöyük, farklı dönemlerde yaşayan toplulukların oluşturduğu çok katmanlı bir arkeolojik alandır. Hititler bu tarihsel birikimin önemli bir bölümünü temsil eder; fakat bütününü değil.

Burada bir başka ayrıntı daha var: Bir yapının hangi uygarlığa ait olduğunu belirlemekle o yapıyı hangi kişinin yaptığını belirlemek aynı şey değildir. Sfenksli Kapı'nın Hitit dönemine ait mimari özellikler taşıdığını söylemek mümkündür. Fakat yeni bir belge veya güvenilir bir yazıt bulunmadıkça kapıyı inşa ettiren hükümdarın ya da onu yapan ustaların isimlerini kesin olarak vermek mümkün olmayabilir.

Bu ayrım bana göre tarih tartışmalarında çok önemli. Çünkü çoğu zaman tarihsel bir döneme ilişkin genel bilgi, belirli bir yapının inşası hakkında kesin bilgiymiş gibi sunuluyor.

# 5. Kral Mezarları: Gücün, Zenginliğin ve Toplumsal Eşitsizliğin İzleri

Alacahöyük Archaeological Site – Walk Through a 4,000-Year-Old Hittite City

Finds from Alacahöyük in the Museum of Anatolian Civilizations in Ankara | Turkish Archaeological News

File:Royal tomb, Alaca Höyük 01.jpg - Wikimedia Commons

9

Alacahöyük'ün en dikkat çekici buluntuları arasında Erken Tunç Çağı'na tarihlenen ve geleneksel olarak kral mezarları adı verilen mezarlar bulunur. Bu mezarlarda ele geçirilen metal eserler, süs eşyaları ve diğer mezar armağanları, bölgenin dönemin önemli merkezlerinden biri olduğunu düşündürür.

Ünsal Yalçın ve Gönül Yalçın'ın 2020 tarihli çalışması, mezarlardan çıkarılan ve daha önce yeterince dikkat çekmemiş metal parçalarını yeniden ele alır. Araştırmacıların kalay olarak tanımladığı bir külçe parçası, eski dünyadaki metal üretimi ve hammaddelerin dolaşımı açısından önem taşımaktadır. DergiPark

Bununla birlikte, mezarların zenginliği bize yalnızca teknolojik başarıyı anlatmaz. Aynı zamanda toplumsal farklılıklar hakkında da sorular doğurur.

Bazı insanların gösterişli mezarlara gömülmesi, bazı insanların ise daha mütevazı mezarlarla temsil edilmesi ne anlama geliyor? Bu durum yönetici bir sınıfın varlığına mı işaret ediyor? Yoksa mezar ritüellerinde farklı toplumsal rollerin bulunmasıyla mı açıklanmalı?

Arkeolojik değerlendirmeler, Alacahöyük'te belirgin bir toplumsal hiyerarşinin bulunduğu görüşünü desteklemektedir. Bununla birlikte, mezarların geleneksel olarak kral mezarı diye adlandırılması, gömülen kişilerin tamamının kesinlikle kral veya kraliçe olduğunu kanıtlamaz.

Aslı Özyar'ın TÜBA-AR dergisinde yayımlanan araştırması, bu mezarların tarihlendirilmesi ve tabakalanmasıyla ilgili sorunlara dikkat çekiyor. Höyüğün eğimli topografyası nedeniyle mezarların yerin altında bulunduğu derinlikler, tek başına kronolojik sıralama yapmak için yeterli değildir. DergiPark+1

Bu örnek, bilimsel yöntemin neden önemli olduğunu açıkça gösteriyor. İlk bakışta mantıklı görünen bir yorum, yeni veriler veya daha dikkatli bir değerlendirmeyle değişebilir.

Bir başka mesele de toplumsal eşitsizliktir. Zengin mezarlar bize ayrıcalıklı grupların varlığına dair ipuçları verirken, sıradan insanların yaşamları hakkında aynı ölçüde bilgi sağlamayabilir. Bu nedenle geçmişi yalnızca seçkinlerin mezarları üzerinden anlatmak, toplumun büyük bölümünü görünmez kılma riski taşır.

Peki, Alacahöyük tarihini anlatırken neden daha çok altın ve gösterişli mezarlara odaklanıyoruz? Çiftçilerin, taş ustalarının, madencilerin, çömlekçilerin ve gündelik yaşamı sürdüren diğer insanların hikâyeleri neden daha az yer buluyor?

Bence bu sorular, arkeolojik mirası daha bütünlüklü anlamanın başlangıcıdır.

# 6. Alacahöyük'ü Kim İnşa Etti: Krallar mı, Ustalar mı, Halk mı?

Bir an için Sfenksli Kapı'nın önünde durduğumuzu düşünelim. Karşımızda taş bloklardan oluşan, ayrıntılı kabartmalarla süslenmiş anıtsal bir giriş var. Böyle bir yapıyı gördüğümüzde onu yaptıran hükümdarı merak etmemiz doğal. Ancak yapının ortaya çıkması için hükümdarın kararından çok daha fazlası gerekir.

Taşın çıkarılması, taşınması, işlenmesi, tasarımın belirlenmesi ve yapının inşa edilmesi gerekir. Bunların her biri farklı bilgi ve beceriler gerektirir. Üstelik yiyecek üretimi, araç gereç hazırlığı ve işçilerin ihtiyaçlarının karşılanması gibi görünmeyen süreçler de vardır.

Bu açıdan bakıldığında Alacahöyük'ü tek bir kişinin eseri olarak tanımlamak, kolektif emeği gözden kaçırır.

Yöneticiler, belirli projelerin gerçekleştirilmesi için kaynakları ve iş gücünü organize etmiş olabilir. Zanaatkârlar teknik becerileriyle yapının fiziksel biçimini oluşturmuş, diğer çalışanlar da bu sürecin devam etmesini sağlamış olabilir. Fakat belirli bir yapının organizasyonunun nasıl yürütüldüğünü açıklarken, doğrudan kanıt bulunmayan ayrıntıları kesin gerçekler gibi sunmamak gerekir.

Burada iki farklı bakış açısı birbirini tamamlayabilir. Stratejik ve çözüm odaklı bir yaklaşım, büyük yapıların hangi kaynaklarla ve hangi organizasyon biçimleriyle inşa edildiğini sorgular. Empatik ve ilişkisel bir yaklaşım ise bu süreçte çalışan insanların deneyimlerini, toplumsal ilişkileri ve emeğin kimler arasında paylaşıldığını anlamaya çalışır.

Bunları kadınlara veya erkeklere doğuştan ait özellikler olarak görmek doğru değildir. Her iki yaklaşımı da her cinsiyetten insan benimseyebilir. Ayrıca arkeolojik buluntular, geçmişte yaşayan insanların düşünme biçimlerini günümüzdeki cinsiyet kalıplarına göre sınıflandırmamıza izin vermez.

Yine de bu iki analiz biçimini bir araya getirmek yararlıdır. Yalnızca yönetim ve mühendislik açısından bakarsak insan deneyimini kaçırabiliriz. Yalnızca insanların duygularına ve ilişkilerine odaklanırsak da üretim sistemlerinin nasıl işlediğini yeterince açıklayamayabiliriz.

Alacahöyük'ün arkasındaki insanları anlamak, hem büyük ölçekli organizasyonu hem de bu organizasyonu mümkün kılan bireysel emeği birlikte değerlendirmeyi gerektirir.

# 7. Arkeolojik Kanıtlar Ne Söylüyor, Neleri Henüz Bilmiyoruz?

Tarihsel iddiaları değerlendirirken üç kategoriyi birbirinden ayırmak gerektiğini düşünüyorum: doğrudan gözlemlenebilen bulgular, bu bulgulardan çıkarılan bilimsel yorumlar ve henüz kanıtlanmamış varsayımlar.

Alacahöyük örneğinde bu ayrım oldukça açıklayıcıdır.

- Doğrudan bulgular: Yerleşimde farklı dönemlere ait mimari kalıntılar, mezarlar, metal eserler ve kabartmalar bulunmaktadır.

- Bilimsel yorumlar: Bu bulgular, yerleşimin uzun süre kullanıldığını, metal işçiliğinin geliştiğini ve belirli dönemlerde toplumsal hiyerarşilerin var olduğunu düşündürmektedir.

- Kesinliği sınırlı yorumlar: Bazı mezar sahiplerinin tam statüsü, belirli eserlerin hangi ustalar tarafından yapıldığı ve bütün yapı projelerinin nasıl organize edildiği konusunda daha fazla kanıta ihtiyaç duyulabilir.

Bu ayrım, arkeolojinin zayıflığı değil, bilimsel gücüdür. Çünkü bilim yalnızca cevap üretmekle değil, bir cevabın hangi kanıta dayandığını ve nerede belirsizlik bulunduğunu açıklamakla da ilgilidir.

Alacahöyük'ün araştırma tarihi de önemlidir. Buradaki sistematik kazılar 1935 yılında başlamıştır. Erken Tunç Çağı mezarları 1935-1940 yılları arasındaki çalışmalarla tanınmış ve alan, Cumhuriyet döneminin Türk arkeolojisi açısından simgesel merkezlerinden biri hâline gelmiştir. DergiPark+1

Ancak kazıların geçmişte yapılmış olması, bütün soruların cevaplandığı anlamına gelmez. İlk dönem kazılarında kaydedilen bilgilerle günümüzde kullanılan analiz yöntemleri arasında önemli farklılıklar vardır. Yeni tarihlendirme teknikleri, malzeme analizleri ve eski kayıtların yeniden incelenmesi, geçmişteki yorumların gözden geçirilmesini sağlayabilir.

Bu yüzden bir arkeolojik alanın tarihi, yalnızca kazı sırasında bulunan nesnelerden ibaret değildir. Aynı zamanda bu nesnelerin nasıl kaydedildiği, nasıl yorumlandığı ve sonraki araştırmalarda nasıl yeniden değerlendirildiğiyle de ilgilidir.

# 8. Alacahöyük Üzerinden Milliyetçilik ve Tarih Anlatısı Eleştirisi

Alacahöyük gibi önemli arkeolojik alanlar, doğal olarak ulusal tarih anlatılarının da bir parçası hâline gelir. Bunun olumlu bir yönü vardır: İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın geçmişini öğrenebilir, kültürel mirasa ilgi duyabilir ve tarihî eserlerin korunmasını destekleyebilir.

Ancak riskli bir taraf da bulunuyor. Geçmişte yaşamış toplulukları bugünkü kimlik kategorilerine doğrudan bağlamak, arkeolojik kanıtların söylemediği sonuçlara ulaşılmasına neden olabilir.

Örneğin, Alacahöyük'teki her eseri tek bir modern milletin değişmez kimliğinin kanıtı olarak sunmak bilimsel açıdan sorunludur. Aynı şekilde, Hitit dönemini öne çıkarıp daha eski yerleşim evrelerini görmezden gelmek de tarihsel bütünlüğü bozar.

Burada önemli olan, geçmişi sahiplenmek ile geçmişi tek bir kimliğe indirgemek arasındaki farktır. Kültürel miras elbette korunmalı ve tanıtılmalıdır. Fakat bir mirasın değerli olması için onu yalnızca bugünkü bir ulusun geçmişine ait göstermek gerekmez.

Anadolu'nun tarihsel zenginliği, farklı dönemlerde farklı toplulukların aynı coğrafyada yaşamasından ve birbirleriyle çeşitli biçimlerde etkileşime girmesinden kaynaklanır. Alacahöyük de bu uzun tarihsel sürecin önemli örneklerinden biridir.

Bana göre bir uygarlığın büyüklüğünü yalnızca hangi topraklarda ortaya çıktığına göre ölçmek yerine, insanlık tarihine ne tür bilgiler kazandırdığı üzerinden değerlendirmek daha anlamlıdır.

Alacahöyük'ün değeri, yalnızca bugün kimin bu mirası sahiplendiğiyle değil; geçmişteki insanların üretimlerini, toplumsal yapılarını ve kültürel dünyalarını anlamamıza ne kadar yardımcı olduğuyla da ilgilidir.

# 9. Alacahöyük'ün Güçlü ve Zayıf Yönleri: Eleştirel Bir Değerlendirme

Alacahöyük hakkında yapılan araştırmaların en güçlü yanı, farklı dönemlere ait maddi kalıntıların aynı yerleşim alanında incelenebilmesidir. Bu durum, Anadolu'daki toplumsal ve kültürel değişimi uzun bir zaman dilimi içinde değerlendirme imkânı sunar.

Metal eserler, mezarlar ve mimari kalıntılar farklı araştırma sorularına cevap verebilir. Arkeometrik analizler, kullanılan malzemelerin özelliklerini incelemeye yardımcı olurken mezarların düzeni ve buluntu bağlamları toplumsal farklılıkları değerlendirmeyi mümkün kılar.

Bununla birlikte, bulguların yorumlanmasında dikkat edilmesi gereken sınırlılıklar da vardır.

İlk olarak, mezarların zenginliği bütün toplumun aynı refah seviyesine sahip olduğunu göstermez. İkinci olarak, bir yapının belirli bir uygarlık dönemine ait olması, onu yapan herkesin kimliğini açıklamaz. Üçüncü olarak, kazıların yapıldığı dönemlerdeki yöntemsel sınırlılıklar, bazı bulguların bugün yeniden incelenmesini gerekli kılabilir.

Ayrıca arkeolojik alanların popüler tanıtımında görsel açıdan etkileyici nesneler ön plana çıkarken gündelik yaşama ait daha sıradan buluntular geri planda kalabilir. Oysa bir toplumun nasıl yaşadığını anlamak için yalnızca seçkinlerin kullandığı nesnelere değil, sıradan insanların kullandığı araçlara, üretim kalıntılarına ve beslenme alışkanlıklarına da bakmak gerekir.

Bu nedenle Alacahöyük üzerine yapılan değerlendirmelerin yalnızca anıtsal mimariyi ve zengin mezarları değil, gündelik hayatı ve üretim süreçlerini de kapsaması gerektiğini düşünüyorum.

Bilimsel açıdan en sağlıklı yaklaşım, güçlü kanıtları açıkça belirtmek, tartışmalı konularda belirsizliği kabul etmek ve yeni bulgular ortaya çıktığında yorumları gözden geçirmektir.

# 10. Sonuç: Alacahöyük'ü Gerçekte Kim Yaptı?

Sorunun en kısa ve bilimsel açıdan en doğru cevabı şu: Alacahöyük, tek bir kişi tarafından veya yalnızca Hititler tarafından yapılmış bir yerleşim değildir. Farklı dönemlerde burada yaşayan topluluklar, yerleşimi inşa etmiş, geliştirmiş ve değiştirmiştir.

Erken Tunç Çağı insanları, yerleşimin eski tarihsel katmanlarını ve zengin mezar kültürünü anlamamız açısından temel öneme sahiptir. Hitit döneminde ise anıtsal mimari ve özellikle Sfenksli Kapı gibi yapılar, yerleşimin başka bir tarihsel evresini temsil eder.

Bu nedenle Alacahöyük'ü yalnızca bir uygarlığın eseri olarak değerlendirmek yerine, uzun süreli insan emeğinin ve toplumsal değişimin ürünü olarak görmek daha doğrudur.

Benim açımdan bu konunun en önemli tarafı, geçmişi anlamanın yalnızca büyük hükümdarların isimlerini öğrenmekten ibaret olmamasıdır. Taşları işleyen ustalar, madenleri işleyen zanaatkârlar, yiyecek üreten insanlar ve toplumsal yaşamı sürdüren diğer bireyler de tarihin ayrılmaz bir parçasıdır.

Alacahöyük'ü gerçekten anlamak istiyorsak, yalnızca kimin hüküm sürdüğünü değil, insanların nasıl yaşadığını, nasıl çalıştığını ve toplumsal düzenin nasıl şekillendiğini de sormalıyız.

# Forumda Tartışmaya Açık Sorular

1. Alacahöyük'ü bir uygarlığın eseri olarak mı, yoksa farklı dönemlerde yaşayan insanların ortak tarihsel mirası olarak mı değerlendirmek daha doğru?

2. Zengin mezarlar ve görkemli yapılar, geçmiş toplumların tamamını anlamak için yeterli midir?

3. Arkeolojik bulgular modern ulusal kimlikleri açıklamak için ne ölçüde kullanılabilir?

4. Yeni analizler eski tarihsel yorumları değiştirdiğinde bunu bilimsel gelişme olarak mı, yoksa önceki çalışmaların başarısızlığı olarak mı değerlendirmeliyiz?

5. Sizce Alacahöyük hakkında daha fazla araştırılması gereken konu hangisi: Hitit mimarisi, Erken Tunç Çağı mezarları, metal işçiliği veya sıradan insanların gündelik hayatı?

# Kaynakça ve İleri Okuma

- Özyar, Aslı. (1999). Reconsidering the "Royal" Tombs of Alacahöyük: Problems of Stratigraphy According to the Topographical Location of the Tombs. TÜBA-AR Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi, 2, 79–85. Akademik makaleye ulaşın.

- Yalçın, Ünsal ve Yalçın, Hatice Gönül. (2013). Reassessing Anthropomorphic Metal Figurines of Alacahöyük, Anatolia. Near Eastern Archaeology, 76(1), 38–49. Yayın bilgileri ve akademik kayıt.

- Yalçın, Ünsal ve Yalcin, Gönül. (2020). An Ingot Fragment of Tin from EBA Royal Tombs at Alacahöyük, Anatolia. Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 50, 233–239. Akademik makaleye ulaşın.

- Radyokarbon Analizleri Işığında Alacahöyük Kral Mezarları Kronolojisi (2022). Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin 100. yılı kapsamında yayımlanan bilimsel kitap bölümü. Akademik kayıt.
 
Üst