Dirençli OKB nedir ?

Anit

New member
Dirençli OKB Nedir? Zihnin Aynı Soruyu Sormaktan Vazgeçmediği Yerde

Dirençli OKB Nedir? Zihnin Aynı Soruyu Sormaktan Vazgeçmediği Yerde

Bu yazıyı aslında uzun zamandır paylaşmak istiyordum. Bir forumda yıllar önce okuduğum, “Benim sorunum düşüncelerim değil, düşüncelerime cevap vermek zorunda hissetmem” cümlesi aklımda kalmıştı. O cümle, OKB’yi dışarıdan izleyen biri için basit görünebilir ama yaşayan kişi için bütün gün süren görünmez bir mesaiyi anlatıyordu.

Hikâyemizdeki karakterlerin isimleri ve olayları kurgusal. Ancak yaşadıkları güçlükler, OKB hakkında bilinen klinik bilgilerden ve insanların tedavi deneyimlerinde sık karşılaşılan durumlardan esinleniyor. Özellikle dirençli OKB konusu, “İlaç işe yaramadıysa artık yapılacak bir şey yok” gibi yanlış bir düşünceye yol açabildiği için üzerinde biraz daha uzun durmak istedim.

Bir Sabah, Aynı Soru Yeniden Geldi

Mert otuz dört yaşındaydı.

Sabahları alarmı çalmadan birkaç dakika önce uyanırdı. Telefonunu eline alır, saate bakar ve güne başlamadan önce aklına gelen ilk soruyu kontrol ederdi:

“Ya kapıyı gerçekten kilitlemediysem?”

Bu soru yeni değildi.

Yıllardır hayatının farklı dönemlerinde başka biçimlere bürünmüştü.

“Ya ütüyü açık bıraktıysam?”

“Ya birine yanlışlıkla zarar verdiysem?”

“Ya söylediğim bir cümleyi yanlış hatırlıyorsam?”

“Ya içimde kötü bir insan olduğumu gösteren bir şey varsa?”

Mert, soruların çoğunun mantıksız olduğunu biliyordu. Hatta bazen sorunun cevabını yüzde doksan dokuz oranında bildiği halde zihni kalan yüzde birlik ihtimali bırakmıyordu.

Kapıyı bir kez kontrol ediyordu.

Sonra ikinci kez.

Sonra üçüncü kez.

Dördüncü kontrolden sonra rahatlaması gerekiyordu.

Ama rahatlama yalnızca birkaç dakika sürüyordu.

İşte Mert'in asıl savaşı burada başlıyordu.

OKB'de obsesyonlar kişinin istemeden yaşadığı tekrarlayıcı, rahatsız edici düşünceler, imgeler veya dürtüler olabilir; kompulsiyonlar ise bu kaygıyı azaltmak ya da korkulan sonucu önlemek amacıyla yapılan tekrarlayıcı davranışlar veya zihinsel ritüellerdir. Bunlar yalnızca dışarıdan görülen yıkama, kontrol etme gibi davranışlardan ibaret değildir; zihinsel kontrol, içinden cümle tekrarlama veya sürekli güvence arama da kompulsif döngünün parçası olabilir.

Mert'in kapıyı kontrol etmesi görünür taraftı.

Görünmeyen tarafta ise çok daha uzun bir hesap vardı.

“Kilidi çevirdim.”

“Evet ama gerçekten çevirdiğimi hatırlıyor muyum?”

“Hatırlıyorum.”

“Peki ya bu anı sonradan oluşturduysam?”

Ve döngü yeniden başlıyordu.

“Dirençli” Kelimesini İlk Kez Duyduğu Gün

Mert birkaç farklı tedavi deneyiminden sonra psikiyatristinin odasında oturuyordu.

Doktor, önündeki notlara bakıp şöyle dedi:

“Belirtileriniz tamamen ortadan kalkmadı. Şimdiye kadar uygulanan tedavilerin süresi, dozu, psikoterapinin içeriği ve günlük yaşamdaki etkisini birlikte değerlendirmemiz gerekiyor. Buna bazen tedaviye yetersiz yanıt veren veya dirençli OKB bağlamında bakıyoruz.”

Mert'in aklına ilk gelen düşünce şuydu:

“Demek ki bende bozuk olan şey daha ciddi.”

Doktor bunu fark etmiş gibi devam etti:

“Dirençli demek umutsuz demek değildir.”

Bu cümle Mert'in o gün duyduğu en önemli cümleydi.

Çünkü “dirençli” kelimesini daha önce “artık tedavi edilemez” anlamında düşünmüştü.

Oysa klinik yaklaşım bundan çok daha karmaşıktı.

NICE'ın tedaviye yetersiz yanıt veren yetişkin OKB için önerileri, önceki tedavinin gerçekten yeterli doz ve sürede uygulanıp uygulanmadığının, CBT/ERP'nin yeterli şekilde denenip denenmediğinin, eşlik eden durumların ve tedaviye uyumun değerlendirilmesini; gerekli durumlarda tedavilerin birlikte ele alınmasını ve uzman multidisipliner ekip değerlendirmesini içeriyor.

Yani bazen mesele “kişinin tedaviye direnmesi” değil, doğru tedavi planının henüz doğru biçimde oluşturulamamış olmasıydı.

Bu ayrım sizce de önemli değil mi?

Ayşe'nin Masadaki Haritası

Mert'in kız kardeşi Ayşe, bir akşam onunla mutfak masasında oturuyordu.

Ayşe'nin yaklaşımı Mert'inkinden farklıydı.

Mert problemi parçalara ayırıp çözmeye çalışıyordu:

“Şu düşünce geliyor, bunu nasıl durduracağımı bulmam lazım.”

Ayşe ise önce başka bir soru soruyordu:

“Bu düşünce geldiğinde sen ne hissediyorsun?”

Mert bazen buna sinirleniyordu.

“Ben hislerimi değil, sorunu çözmeye çalışıyorum.”

Ayşe gülümsüyordu.

“Belki de ikisini birbirinden ayırmamak gerekiyor.”

Burada kadın karakteri yalnızca “duygusal” veya erkek karakteri yalnızca “mantıklı” göstermek kolay olurdu. Ama Ayşe'nin empatisi, stratejik düşünmediği anlamına gelmiyordu. Tam tersine, Mert'in yaşadığı döngüyü anlamaya çalışırken oldukça sistematik davranıyordu.

Bir deftere üç sütun açtı:

“Takıntı.”

“Ritüel.”

“Ritüel yapılmadığında ne oluyor?”

Mert ilk kez kendi döngüsünü dışarıdan görüyordu.

Ayşe'nin ilişkisel yaklaşımı, Mert'in stratejik yaklaşımıyla birleşince ortaya daha kapsamlı bir tablo çıktı.

Mert de kendi yöntemini değiştirdi.

Artık hedefi “düşünceyi yok etmek” değildi.

“Düşünce geldiğinde ne yapıyorum?” sorusunu izlemeye başladı.

Çünkü OKB Sadece Düşünceden İbaret Değildir

Bir gece Mert, internet üzerinde saatlerce “istenmeyen düşünceler ne anlama gelir?” diye arama yaptı.

Her cevap yeni bir soru doğuruyordu.

Bir forumda biri şöyle yazmıştı:

“Böyle düşünüyorsan aslında bunu istiyor olabilirsin.”

Mert'in kalbi hızlandı.

Başka bir yerde tam tersini okudu.

Bu kez rahatladı.

Sonra ilk yazıya geri döndü.

Arama motoru onun için bir çeşit güvence makinesine dönüşmüştü.

Bu noktada Mert önemli bir şey fark etti:

“Ben sadece kapıyı kontrol etmiyorum. İnterneti de kontrol ediyorum. İnsanlara aynı soruyu tekrar tekrar soruyorum. Hafızamı test ediyorum. Kendi düşüncelerimin anlamını çözmeye çalışıyorum.”

Bu farkındalık önemliydi.

Çünkü kompulsiyonlar yalnızca fiziksel hareketler değildir.

OKB'nin sık görülen örüntüleri arasında kontrol etme, yıkama, sayma, düzenleme, tekrar etme ve güvence arama gibi davranışların yanında zihinsel ritüeller de bulunabilir.

Ve bazen kişi dışarıdan bakıldığında son derece sakin görünür.

İçeride ise saatlerce süren bir tartışma vardır.

Geçmişten Bugüne: “Takıntılı” Kelimesinin Yükü

Ayşe bir gün eski kitapların arasında gezinirken OKB'nin tarihine dair bazı notlar buldu.

İnsanlık uzun zamandır istenmeyen düşünceler, korkular ve tekrarlayıcı davranışlarla mücadele ediyordu. Ancak bu deneyimlerin nasıl yorumlandığı zaman içinde değişmişti.

Bir dönem bu tür belirtiler ahlaki zayıflık, irade eksikliği veya kişilik özelliği gibi değerlendirilebiliyordu.

Modern psikiyatri ise OKB'yi kişinin yaşamını belirgin biçimde etkileyebilen bir ruhsal sağlık bozukluğu olarak ele alıyor.
 
Üst