Efes tiyatrosu kaç kişilik ?

Sena

New member
Erkekler Açısından Bakıldığında Çözüm Nerede Başlıyor?

Erkeklerin antik toplumdaki konumunu konuşurken de “erkekler ayrıcalıklıydı, dolayısıyla sorun yoktu” gibi tek boyutlu bir yaklaşım yeterli değil.

Bir erkeğin özgür yurttaş olması, onun toplumdaki her türlü güce sahip olduğu anlamına gelmiyordu. Ekonomik sınıf, aile kökeni, yurttaşlık statüsü ve siyasal bağlantılar erkeklerin de hayatlarını farklılaştırıyordu.

Bununla birlikte kamusal ve siyasal kurumların erkek egemen olması, belirli erkek gruplarına kadınlardan daha fazla hareket alanı sağlıyordu. Buradan günümüze uzanan önemli bir tartışma çıkıyor: Bir insan kendisinin sahip olduğu avantajları fark ettiğinde bu avantajı başkalarının erişimini genişletmek için kullanabilir mi?

Bugün erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri konusunda çözüm odaklı davranması; kadınların deneyimlerini küçümsemeden dinlemek, aile ve iş yaşamındaki sorumlulukların daha adil paylaşılmasını desteklemek ve “ben böyle bir sorun yaşamadım” yaklaşımının ötesine geçmek anlamına gelebilir.

Burada da erkekleri tek bir davranış biçimine indirgememek gerekiyor. Erkeklerin toplumsal cinsiyet konusundaki deneyimleri yaş, sınıf, kültür, eğitim, aile yapısı ve kişisel hayatlarına göre değişebilir.

Irk ve Kimlik Meselesini Efes'e Nasıl Uygulamalıyız?

“Efes'te ırkçılık nasıldı?” sorusu ilk bakışta bugünkü kavramlarla antik dünyayı açıklamak açısından cazip görünebilir. Ancak burada tarihsel anakronizmden kaçınmak gerekiyor.

Antik Efes, Doğu Akdeniz ve Roma dünyasının önemli merkezlerinden biriydi. Liman kenti olması, ticari hareketlilik ve Roma İmparatorluğu'nun çok kültürlü yapısı nedeniyle farklı kökenlerden insanların bir araya gelmesi şaşırtıcı değildi. Fakat bu insanları doğrudan bugünkü “ırk” kategorileriyle sınıflandırmak tarihsel açıdan problemli olabilir.

Daha doğru sorular şunlar olabilir:

Kim Efesli kabul ediliyordu?

Kim yurttaş sayılıyordu?

Kim ekonomik güce sahipti?

Kim köle statüsündeydi?

Kimin dini veya kültürel kimliği kamusal alanda daha görünürdü?

Bunlar, modern ırk kavramını geçmişe zorla uygulamadan kimlik ve hiyerarşi meselesini incelememizi sağlar.

Bu yaklaşım günümüz açısından da değerli. Çünkü toplumsal dışlanma yalnızca “ırk” üzerinden ortaya çıkmaz. Vatandaşlık, dil, sınıf, göçmenlik, din, etnik köken ve ekonomik statü gibi faktörler de insanların kamusal alanlara erişimini etkileyebilir.

Tiyatro Aynı Zamanda Bir Siyasi Mekândı

Efes Tiyatrosu'nun yalnızca eğlence amacıyla kullanıldığını düşünmek büyük resmi kaçırmak olur.

Araştırmalar, tiyatronun yurttaşlık ve kent kurumlarıyla bağlantılı kullanımını ortaya koyuyor. Ayrıca yapı, Roma döneminde yeniden düzenlenmiş ve farklı kamusal işlevlere sahip olmuş büyük bir merkezdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı da tiyatronun Roma dönemindeki genişlemelerini ve daha sonraki dönemlerde gladyatör gösterilerine ev sahipliği yaptığını belirtiyor. İzmir Kültür ve Turizm Müdürlüğü+1

Bu nedenle tiyatro, insanların yalnızca bir gösteriyi izlediği değil, aynı zamanda “biz kimiz?” sorusunun toplumsal olarak üretildiği bir alan olarak düşünülebilir.

Kalabalık bir meydanda veya stadyumda ortak bir olayı izlemek, bireysel kimlikleri geçici olarak kolektif bir kimliğe dönüştürebilir. İnsanlar aynı anda alkışlar, bağırır, tepki verir ve aynı olayın parçası olduklarını hissederler.

Fakat bu birliktelik eşitlik anlamına gelmez.

Bir toplumda binlerce insan aynı etkinliği izleyebilir ama bu insanların hakları, servetleri, cinsiyetleri, vatandaşlık statüleri ve siyasal güçleri birbirinden tamamen farklı olabilir.

Efes Tiyatrosu'na Bugünden Bakınca Ne Görüyoruz?

Benim kişisel deneyimim burada arkeolojik bir saha çalışması deneyimi değil; antik mekânların günümüzde nasıl anlatıldığına ilişkin bir gözlemle sınırlı. Efes gibi bir yerde insanın ilk dikkatini çeken şey çoğu zaman yapının büyüklüğü oluyor. Fakat biraz daha uzun düşününce taşların arkasındaki insanların hikâyeleri daha ilginç hale geliyor.

25 bin kişilik bir kapasite hayal etmek kolay.

25 bin farklı hayatı hayal etmek ise çok daha zor.

O tribünlerde oturan insanların hepsinin aynı Efes'i yaşamadığını kabul etmek gerekiyor. Bir tüccarın Efes'i ile köleleştirilmiş bir insanın Efes'i aynı değildi. Varlıklı bir yurttaş kadının hayatı ile ekonomik olarak bağımlı bir kadının hayatı aynı değildi. Yerel bir elitin kamusal alandaki gücü ile sıradan bir emekçinin gücü aynı değildi.

İşte sosyal tarih tam olarak burada anlam kazanıyor.

Antik taşları yalnızca estetik nesneler olarak değil, toplumun nasıl örgütlendiğini gösteren maddi belgeler olarak okumaya başladığımızda Efes Tiyatrosu'nun anlamı genişliyor.

Bugün İçin Tartışmaya Değer Sorular

Efes Tiyatrosu'nun oturma düzeni bize günümüz toplumları hakkında da bazı sorular sordurabilir:

Bir kamusal alan herkese açık olduğunda gerçekten herkes için eşit midir?

Bir toplumda fiziksel olarak aynı mekânı paylaşmak, sosyal olarak eşit olmak anlamına gelir mi?

Bugün ekonomik sınıfımız, eğitimimiz veya mesleğimiz kamusal alanlarda nerede duracağımızı antik toplumların oturma düzenleri kadar belirgin biçimde etkiliyor mu?

Kadınların tarihsel deneyimlerini anlatırken yalnızca mağduriyetleri mi, yoksa geliştirdikleri stratejileri ve sahip oldukları güç alanlarını da yeterince görüyor muyuz?

Antik Efes'i anlatırken modern “ırk” kavramını kullanmak hangi noktalarda açıklayıcı, hangi noktalarda yanıltıcı hale geliyor?

Erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda çözüm üretirken kadınların deneyimlerini gerçekten dinlemesi neden önemli?

Ve belki de en temel soru: Bir tiyatronun kaç kişilik olduğu kadar, o kişilerin kim olduğu da neden önemlidir?

Efes Tiyatrosu için yaklaşık 20-25 bin kişilik kapasite ifadesi bu nedenle yalnızca mimari bir bilgi değildir. O sayı, devasa bir kamusal alanın varlığını gösterirken, bizi o alanın içinde bulunan insanların birbirinden ne kadar farklı hayatlara sahip olduğunu düşünmeye de davet eder. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı+1

Bir tiyatro binası sonuçta taştan yapılmıştır. Ama o taşların içinde yurttaşlık, sınıf, toplumsal cinsiyet, ekonomik güç, kimlik ve aidiyet gibi bugün de tartıştığımız meselelerin izlerini bulmak mümkündür.

Belki de Efes Tiyatrosu'nun en önemli tarafı tam olarak budur: Bize geçmişte insanların nerede oturduğunu gösterirken, bugün toplumda kimin nerede durduğunu sorgulatması.
 
Üst