Eren
New member
Sorun, bu alanın ortak yaşamdan kaçış biçimine dönüşmesidir.
Örneğin, bir erkek eskiden hafta sonlarını ailesiyle geçirirken artık her hafta sonu için başka bir plan yapıyor, eşinin birlikte zaman geçirme isteğini sürekli geri çeviriyor ve bu değişimin nedenini konuşmaktan kaçınıyorsa ortada araştırılması gereken bir durum vardır.
Burada iki farklı ihtimali değerlendirmek gerekir:
- Kendi alanına ihtiyaç duyma: Erkek iş, aile sorumlulukları veya günlük stres nedeniyle yalnız kalmak istiyor olabilir. Dinlendikten sonra yeniden iletişim kurmaya açıksa bu durum geçici olabilir.
- İlişkiden kaçınma: Erkek yalnızca dinlenmek istemiyor, eşiyle ortak etkinliklerden sistematik biçimde uzaklaşıyor ve ilişki sorunlarını ele almayı reddediyorsa duygusal uzaklaşma ihtimali daha fazla önem kazanır.
Bu ayrımı yapabilmek için davranışın kendisinden çok sürekliliğine, nedenine ve eşler arasındaki iletişime bakmak gerekir.
Ayrıca sürekli dışarıda olmayı aldatmanın kanıtı saymak da doğru değildir. Güvensizlik varsa bunun somut nedenleri konuşulmalı; telefon kontrolü, gizlice takip etme veya kanıtsız suçlamalarla ilişki daha da yıpratılmamalıdır.
[HEADING=1]5. Sürekli Eleştirmesi, Tahammülsüzleşmesi ve Küçük Şeylerden Tartışma Çıkarması[/HEADING]
İlişkideki duygusal uzaklaşma her zaman sessizlikle ortaya çıkmaz. Bazı kişiler eşlerinden uzaklaştıklarında daha eleştirel, sabırsız veya kırıcı hâle gelebilir.
Önceden önemsemediği küçük bir konuya sert tepki verebilir. Eşinin konuşma biçimini, kıyafetini, ev işlerini veya günlük alışkanlıklarını sürekli eleştirebilir. Tartışmalarda çözüm aramak yerine karşı tarafın kusurlarını sıralayabilir.
Örneğin, eşinin yemek hazırladığı bir akşam “Bugün de mi bu yemek?” demesi tek başına bir şey ifade etmeyebilir. Ancak hemen her konuda küçümseyici konuşması, eşinin çabalarını değersizleştirmesi ve olumlu davranışlarını görmezden gelmesi daha ciddi bir ilişki sorununun işareti olabilir.
John Gottman Enstitüsü'nün araştırma özetlerinde eleştiri, savunmacılık, küçümseme ve iletişimden geri çekilme, ilişkileri yıpratabilen dört temel olumsuz iletişim örüntüsü olarak ele alınır. Buradaki küçümseme, yalnızca anlaşmazlık yaşamak değil; partneri aşağılamak, onunla alay etmek veya kendisini ondan üstün görmek gibi davranışları kapsar. The Gottman Institute+1
Bununla birlikte her tartışma soğumanın belirtisi değildir. Hatta bazı konularda açıkça anlaşmazlık yaşamak, sorunların konuşulabildiğini gösterebilir.
Asıl tehlike, tartışmaların sürekli kişiliğe saldırıya dönüşmesidir.
“Bu konuda farklı düşünüyoruz” demekle “Sen zaten hiçbir şeyi beceremezsin” demek arasında büyük bir fark vardır. İlk ifade bir sorunu tanımlar; ikincisi insanın değerini hedef alır.
Eşlerden biri sürekli küçümseniyor, korkutuluyor veya aşağılanıyorsa bunu yalnızca evlilikteki soğukluk olarak değerlendirmemek gerekir. Bu tür davranışlar duygusal istismarın parçası olabilir.
[HEADING=1]6. Tartışmalarda Susması ve Sorunları Konuşmaktan Kaçınması[/HEADING]
Bazı erkekler tartışma sırasında kendilerini ifade etmek yerine susmayı tercih eder. “Ne hâlin varsa gör”, “Konuşacak bir şey yok” veya “Uzatma artık” gibi ifadeler kullanabilir. Bazıları da tartışma başladığında odadan çıkar veya günlerce iletişimi en aza indirir.
Psikolojide iletişim sırasında geri çekilme, İngilizce literatürde stonewalling olarak adlandırılır. Kişi, karşısındaki konuşurken yanıt vermeyebilir, göz temasını kesebilir veya duygusal olarak iletişimden kopabilir.
Gottman Enstitüsü'nün araştırma özetleri, çatışma sırasında fizyolojik stresin yükselmesinin kişinin iletişimden geri çekilmesine katkıda bulunabileceğini belirtiyor. Başka bir ifadeyle, susan kişi her zaman umursamaz olduğu için susmuyor olabilir; bazen tartışmanın yoğunluğunu yönetmekte zorlanıyor olabilir. The Gottman Institute+1
Burada iki davranışı birbirinden ayırmak önemli:
- Kişi sakinleşmek için ara veriyor, ne zaman konuşmaya döneceğini belirtiyor ve sonrasında sorunu ele alıyorsa bu, çatışmayı yönetme çabası olabilir.
- Kişi eşini cezalandırmak, onu belirsizlik içinde bırakmak veya her türlü konuşmayı engellemek amacıyla sürekli sessiz kalıyorsa bu, ilişkiyi yıpratan bir örüntüye dönüşebilir.
Mesela “Şu an çok gerginim. Bir saat dinlenip akşam bu konuyu konuşalım” demekle günlerce eşini yok saymak aynı şey değildir.
İlki hem kendi sınırını hem de ilişkiye verdiği önemi ifade eder. İkincisi ise sorunun çözülmesini engelleyebilir.
Sizce susmak bazen ilişkiyi korumak için gerekli bir mola mıdır, yoksa sorunları konuşmamak zamanla eşleri birbirine yabancılaştırır mı? Bence cevabı belirleyen en önemli unsur, sessizlikten sonra iletişimin yeniden kurulup kurulmadığıdır.
[HEADING=1]7. Gelecek Planlarına Eşini Dâhil Etmemesi[/HEADING]
Evlilik yalnızca aynı evde yaşamak değildir. Aynı zamanda ortak bir gelecek kurmak, kararları birlikte almak ve hayatın önemli dönüm noktalarında birbirini hesaba katmaktır.
Eşinden uzaklaşan bir erkek, gelecekle ilgili kararlarında eşini daha az dikkate almaya başlayabilir.
Örneğin:
- İş değişikliği veya taşınma kararını eşine danışmadan vermek.
- Tatil planlarında eşinin isteklerini sürekli göz ardı etmek.
- Ortak birikim, ev veya çocuklarla ilgili konuları konuşmaktan kaçınmak.
- Geleceğe ilişkin konuşmalarda sürekli belirsiz ifadeler kullanmak.
- Ortak hedefler yerine yalnızca kendi isteklerini öne çıkarmak.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, gelecek planları hakkında konuşmamakla ortak gelecek fikrinden tamamen vazgeçmek arasındaki farktır.
Ekonomik belirsizlik yaşayan bir erkek yeni bir ev almayı konuşmak istemeyebilir. İşini kaybetmekten korkan biri uzun vadeli planlar yapmaktan kaçınabilir. Bunlar tek başına sevgisizlik göstergesi değildir.
Ancak eşlerden biri sürekli ortak kararların dışında bırakılıyorsa mesele yalnızca romantik ilginin azalması değildir. Aynı zamanda ortaklığın zayıflaması söz konusudur.
Bir evlilikte önemli kararların birlikte alınması, tarafların kendilerini değerli ve güvende hissetmelerine katkıda bulunabilir. Bu nedenle “Beni artık seviyor mu?” sorusunun yanında “Hayatını benimle birlikte planlıyor mu?” sorusunu da sormak gerekir.
[HEADING=1]8. Erkekler ve Kadınlar İlişkideki Soğumayı Neden Farklı Yorumlayabiliyor?[/HEADING]
Toplumda sık karşılaşılan bir genelleme vardır: Erkekler sorunları çözmeye, kadınlar ise duygularını konuşmaya odaklanır.
Bu gözlem bazı çiftlerin deneyimleriyle örtüşebilir. Ancak bunu bütün erkeklere ve bütün kadınlara uygulamak doğru değildir. İnsanların iletişim biçimleri kişiliklerinden, yetiştikleri aileden, kültürel beklentilerden ve geçmiş ilişkilerinden etkilenir.
Yine de bu farklılıkların ilişkilerde nasıl yanlış anlaşılmalara yol açabileceğini görmek faydalıdır.
Bir kadın, eşinin gün içinde kendisini aramasını ve yaşadıklarını dinlemesini duygusal yakınlığın önemli bir parçası olarak görebilir. Erkek ise evin ihtiyaçlarını karşılamayı, çocuklarla ilgilenmeyi veya bir sorunu çözmek için çaba göstermeyi sevgisini gösterme biçimi olarak değerlendirebilir.
Kadın “Beni dinlemiyorsun” dediğinde erkek hemen bir çözüm önererek karşılık verebilir. Erkek açısından bu, yardımcı olma girişimidir. Kadın açısından ise kendisini anlamadan konuyu kapatma çabası gibi hissedilebilir.
Tersi de mümkündür. Erkek iş yerinde yaşadığı bir sorunu anlatırken çözüm odaklı bir yaklaşım bekleyebilir; eşi önce duygularına odaklanıp uzun uzun konuşmak isteyebilir. Taraflar birbirlerinin ihtiyacını anlamadığında iki kişi de çaba gösterdiği hâlde anlaşılmadığını hissedebilir.
Örneğin, bir erkek eskiden hafta sonlarını ailesiyle geçirirken artık her hafta sonu için başka bir plan yapıyor, eşinin birlikte zaman geçirme isteğini sürekli geri çeviriyor ve bu değişimin nedenini konuşmaktan kaçınıyorsa ortada araştırılması gereken bir durum vardır.
Burada iki farklı ihtimali değerlendirmek gerekir:
- Kendi alanına ihtiyaç duyma: Erkek iş, aile sorumlulukları veya günlük stres nedeniyle yalnız kalmak istiyor olabilir. Dinlendikten sonra yeniden iletişim kurmaya açıksa bu durum geçici olabilir.
- İlişkiden kaçınma: Erkek yalnızca dinlenmek istemiyor, eşiyle ortak etkinliklerden sistematik biçimde uzaklaşıyor ve ilişki sorunlarını ele almayı reddediyorsa duygusal uzaklaşma ihtimali daha fazla önem kazanır.
Bu ayrımı yapabilmek için davranışın kendisinden çok sürekliliğine, nedenine ve eşler arasındaki iletişime bakmak gerekir.
Ayrıca sürekli dışarıda olmayı aldatmanın kanıtı saymak da doğru değildir. Güvensizlik varsa bunun somut nedenleri konuşulmalı; telefon kontrolü, gizlice takip etme veya kanıtsız suçlamalarla ilişki daha da yıpratılmamalıdır.
[HEADING=1]5. Sürekli Eleştirmesi, Tahammülsüzleşmesi ve Küçük Şeylerden Tartışma Çıkarması[/HEADING]
İlişkideki duygusal uzaklaşma her zaman sessizlikle ortaya çıkmaz. Bazı kişiler eşlerinden uzaklaştıklarında daha eleştirel, sabırsız veya kırıcı hâle gelebilir.
Önceden önemsemediği küçük bir konuya sert tepki verebilir. Eşinin konuşma biçimini, kıyafetini, ev işlerini veya günlük alışkanlıklarını sürekli eleştirebilir. Tartışmalarda çözüm aramak yerine karşı tarafın kusurlarını sıralayabilir.
Örneğin, eşinin yemek hazırladığı bir akşam “Bugün de mi bu yemek?” demesi tek başına bir şey ifade etmeyebilir. Ancak hemen her konuda küçümseyici konuşması, eşinin çabalarını değersizleştirmesi ve olumlu davranışlarını görmezden gelmesi daha ciddi bir ilişki sorununun işareti olabilir.
John Gottman Enstitüsü'nün araştırma özetlerinde eleştiri, savunmacılık, küçümseme ve iletişimden geri çekilme, ilişkileri yıpratabilen dört temel olumsuz iletişim örüntüsü olarak ele alınır. Buradaki küçümseme, yalnızca anlaşmazlık yaşamak değil; partneri aşağılamak, onunla alay etmek veya kendisini ondan üstün görmek gibi davranışları kapsar. The Gottman Institute+1
Bununla birlikte her tartışma soğumanın belirtisi değildir. Hatta bazı konularda açıkça anlaşmazlık yaşamak, sorunların konuşulabildiğini gösterebilir.
Asıl tehlike, tartışmaların sürekli kişiliğe saldırıya dönüşmesidir.
“Bu konuda farklı düşünüyoruz” demekle “Sen zaten hiçbir şeyi beceremezsin” demek arasında büyük bir fark vardır. İlk ifade bir sorunu tanımlar; ikincisi insanın değerini hedef alır.
Eşlerden biri sürekli küçümseniyor, korkutuluyor veya aşağılanıyorsa bunu yalnızca evlilikteki soğukluk olarak değerlendirmemek gerekir. Bu tür davranışlar duygusal istismarın parçası olabilir.
[HEADING=1]6. Tartışmalarda Susması ve Sorunları Konuşmaktan Kaçınması[/HEADING]
Bazı erkekler tartışma sırasında kendilerini ifade etmek yerine susmayı tercih eder. “Ne hâlin varsa gör”, “Konuşacak bir şey yok” veya “Uzatma artık” gibi ifadeler kullanabilir. Bazıları da tartışma başladığında odadan çıkar veya günlerce iletişimi en aza indirir.
Psikolojide iletişim sırasında geri çekilme, İngilizce literatürde stonewalling olarak adlandırılır. Kişi, karşısındaki konuşurken yanıt vermeyebilir, göz temasını kesebilir veya duygusal olarak iletişimden kopabilir.
Gottman Enstitüsü'nün araştırma özetleri, çatışma sırasında fizyolojik stresin yükselmesinin kişinin iletişimden geri çekilmesine katkıda bulunabileceğini belirtiyor. Başka bir ifadeyle, susan kişi her zaman umursamaz olduğu için susmuyor olabilir; bazen tartışmanın yoğunluğunu yönetmekte zorlanıyor olabilir. The Gottman Institute+1
Burada iki davranışı birbirinden ayırmak önemli:
- Kişi sakinleşmek için ara veriyor, ne zaman konuşmaya döneceğini belirtiyor ve sonrasında sorunu ele alıyorsa bu, çatışmayı yönetme çabası olabilir.
- Kişi eşini cezalandırmak, onu belirsizlik içinde bırakmak veya her türlü konuşmayı engellemek amacıyla sürekli sessiz kalıyorsa bu, ilişkiyi yıpratan bir örüntüye dönüşebilir.
Mesela “Şu an çok gerginim. Bir saat dinlenip akşam bu konuyu konuşalım” demekle günlerce eşini yok saymak aynı şey değildir.
İlki hem kendi sınırını hem de ilişkiye verdiği önemi ifade eder. İkincisi ise sorunun çözülmesini engelleyebilir.
Sizce susmak bazen ilişkiyi korumak için gerekli bir mola mıdır, yoksa sorunları konuşmamak zamanla eşleri birbirine yabancılaştırır mı? Bence cevabı belirleyen en önemli unsur, sessizlikten sonra iletişimin yeniden kurulup kurulmadığıdır.
[HEADING=1]7. Gelecek Planlarına Eşini Dâhil Etmemesi[/HEADING]
Evlilik yalnızca aynı evde yaşamak değildir. Aynı zamanda ortak bir gelecek kurmak, kararları birlikte almak ve hayatın önemli dönüm noktalarında birbirini hesaba katmaktır.
Eşinden uzaklaşan bir erkek, gelecekle ilgili kararlarında eşini daha az dikkate almaya başlayabilir.
Örneğin:
- İş değişikliği veya taşınma kararını eşine danışmadan vermek.
- Tatil planlarında eşinin isteklerini sürekli göz ardı etmek.
- Ortak birikim, ev veya çocuklarla ilgili konuları konuşmaktan kaçınmak.
- Geleceğe ilişkin konuşmalarda sürekli belirsiz ifadeler kullanmak.
- Ortak hedefler yerine yalnızca kendi isteklerini öne çıkarmak.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, gelecek planları hakkında konuşmamakla ortak gelecek fikrinden tamamen vazgeçmek arasındaki farktır.
Ekonomik belirsizlik yaşayan bir erkek yeni bir ev almayı konuşmak istemeyebilir. İşini kaybetmekten korkan biri uzun vadeli planlar yapmaktan kaçınabilir. Bunlar tek başına sevgisizlik göstergesi değildir.
Ancak eşlerden biri sürekli ortak kararların dışında bırakılıyorsa mesele yalnızca romantik ilginin azalması değildir. Aynı zamanda ortaklığın zayıflaması söz konusudur.
Bir evlilikte önemli kararların birlikte alınması, tarafların kendilerini değerli ve güvende hissetmelerine katkıda bulunabilir. Bu nedenle “Beni artık seviyor mu?” sorusunun yanında “Hayatını benimle birlikte planlıyor mu?” sorusunu da sormak gerekir.
[HEADING=1]8. Erkekler ve Kadınlar İlişkideki Soğumayı Neden Farklı Yorumlayabiliyor?[/HEADING]
Toplumda sık karşılaşılan bir genelleme vardır: Erkekler sorunları çözmeye, kadınlar ise duygularını konuşmaya odaklanır.
Bu gözlem bazı çiftlerin deneyimleriyle örtüşebilir. Ancak bunu bütün erkeklere ve bütün kadınlara uygulamak doğru değildir. İnsanların iletişim biçimleri kişiliklerinden, yetiştikleri aileden, kültürel beklentilerden ve geçmiş ilişkilerinden etkilenir.
Yine de bu farklılıkların ilişkilerde nasıl yanlış anlaşılmalara yol açabileceğini görmek faydalıdır.
Bir kadın, eşinin gün içinde kendisini aramasını ve yaşadıklarını dinlemesini duygusal yakınlığın önemli bir parçası olarak görebilir. Erkek ise evin ihtiyaçlarını karşılamayı, çocuklarla ilgilenmeyi veya bir sorunu çözmek için çaba göstermeyi sevgisini gösterme biçimi olarak değerlendirebilir.
Kadın “Beni dinlemiyorsun” dediğinde erkek hemen bir çözüm önererek karşılık verebilir. Erkek açısından bu, yardımcı olma girişimidir. Kadın açısından ise kendisini anlamadan konuyu kapatma çabası gibi hissedilebilir.
Tersi de mümkündür. Erkek iş yerinde yaşadığı bir sorunu anlatırken çözüm odaklı bir yaklaşım bekleyebilir; eşi önce duygularına odaklanıp uzun uzun konuşmak isteyebilir. Taraflar birbirlerinin ihtiyacını anlamadığında iki kişi de çaba gösterdiği hâlde anlaşılmadığını hissedebilir.